PSA Yüksekliği Kanser Demek mi?

PSA Yüksekliği Kanser Demek mi?
İçindekiler

Hayır. PSA yüksekliği tek başına prostat kanseri demek değildir.

Bu cümleyi başa koymak gerekir. Çünkü hastaların büyük bölümü PSA sonucunu gördüğü anda iki uçtan birine savrulur. Ya gereksiz yere çok korkar ya da “biraz yüksekmiş, önemli değildir” diyerek konuyu fazla hafife alır. İkisi de doğru yaklaşım değildir. PSA, prostatla ilgili bir sorun olabileceğini düşündüren önemli bir kan testidir. Ama tek başına tanı koymaz.

PSA neden yükselir?

PSA sadece kanserde yükselmez. İyi huylu prostat büyümesi, prostat iltihabı ve yaşla birlikte prostat hacmindeki değişiklikler de PSA değerini artırabilir. Bu yüzden yüksek PSA sonucunu tek başına “kanser var” diye okumak doğru değildir.

Burada asıl mesele şudur: PSA neden yükseldi ve bu yükselme kalıcı mı?

Bu soruya bakmadan büyük karar verilmez.

O zaman neden PSA bu kadar ciddiye alınıyor?

Çünkü PSA, prostat kanseri riskini ilk fark ettiren işaretlerden biri olabilir. Özellikle yaş, aile öyküsü, parmakla prostat muayenesi bulgusu ve PSA’nın zaman içindeki seyri birlikte değerlendirildiğinde daha anlamlı hale gelir.

Biz burada net bir duruş sergileriz: PSA önemli bir testtir. Ama tek başına hüküm veren bir test değildir.

Yüksek PSA çıktığında ilk yapılacak şey nedir?

Çoğu durumda ilk doğru adım, sonucu tekrar değerlendirmektir. Özellikle yeni saptanan, orta düzeyde yükselmiş PSA değerlerinde hemen biyopsiye gitmek çoğu zaman aceleci bir yaklaşım olur. Avrupa Üroloji Derneği ve Amerikan Üroloji Birliği kaynakları da, yeni yüksek çıkan PSA’da tekrar PSA ölçümünü önemli bir adım olarak tarif eder.

Bu yaklaşım boşuna değildir. Çünkü PSA değeri zaman zaman dalgalanabilir. Hatta bazı erkeklerde ilk yüksek değerden sonra, ikinci ölçümde belirgin düşüş görülebilir.

Hangi PSA değeri daha çok düşündürür?

Burada tek bir “tehlikeli sayı” vermek yanıltıcı olur. Yine de pratikte bazı aralıklar daha dikkatli ele alınır. Genel olarak 4 ng/mL üzerindeki değerler daha yakından değerlendirilir. 4 ile 10 arası çoğu zaman gri alan kabul edilir. 10 ng/mL üzerindeki değerlerde ise ileri inceleme ihtimali daha ciddi biçimde gündeme gelir.

Ama yaş çok önemlidir. Genç bir erkekte 4’e yakın bir değer ile 75 yaşındaki bir erkekte aynı değer aynı anlamı taşımayabilir. Ayrıca prostat büyüklüğü de bu yorumu değiştirir. Yani sadece rakama bakıp hüküm vermek doğru değildir.

Yüksek PSA çıkan herkes kanser midir?

Hayır. Hatta çoğu hasta değildir.

Ulusal Kanser Enstitüsü verilerine göre, yüksek PSA nedeniyle biyopsi yapılan erkeklerin yalnızca yaklaşık dörtte biri ile üçte biri arasında bir bölümünde gerçekten prostat kanseri saptanır. Bu şu anlama gelir: PSA yüksekliği ciddiye alınmalıdır, ama otomatik olarak kanser tanısı gibi görülmemelidir.

Bu nokta önemlidir. Çünkü gereksiz korku da, gereksiz rahatlık kadar zarar verebilir.

PSA yüksekse biyopsi şart mı?

Her zaman değil.

Bugün yaklaşım daha basamaklıdır. Önce PSA tekrar edilir. Gerekirse serbest PSA, prostat MR’ı, muayene bulguları ve diğer risk faktörleri değerlendirilir. Biyopsi kararı da bundan sonra verilir. Tek bir laboratuvar sonucu ile hemen biyopsi planlamak çoğu durumda doğru bir yöntem değildir.

Burada sorulması gereken soru şu: Bu gerçekten kalıcı ve anlamlı bir yükseklik mi, yoksa geçici bir dalgalanma mı?

PSA’yı geçici olarak neler yükseltebilir?

Bu da çok karışan bir konudur. PSA bazı durumlarda geçici olarak yükselebilir. İyi huylu prostat büyümesi ve prostat iltihabı en sık örneklerdir. Yaşın ilerlemesi de PSA’yı etkileyebilir. Bu yüzden testten önce ve sonra yorum yaparken, hastanın klinik tablosunu bilmeden sadece sonuca bakmak eksik kalır.

Yani yüksek PSA görmek başka şeydir, yüksek PSA’yı doğru okumak başka şey.

Ne zaman daha dikkatli olmak gerekir?

Ailede prostat kanseri öyküsü varsa, parmakla prostat muayenesinde şüpheli bulgu varsa, PSA zaman içinde düzenli artıyorsa ya da ek testlerde risk düşündüren sonuçlar varsa konu daha ciddi ele alınır.

Bir başka önemli nokta da şudur: PSA düşük diye risk tamamen sıfırlanmaz. Aynı şekilde yüksek diye de kanser kesinleşmiş olmaz. Bu testin en zor tarafı tam da budur. Sizi uyarır, ama tek başına kararı vermez.

Hastanın bu süreçte ne yapması gerekir?

İlk olarak panikle hareket etmemek gerekir. İkinci olarak sonucu görmezden gelmemek gerekir. En doğru yol, PSA sonucunu yaş, şikâyetler, muayene ve gerekiyorsa görüntüleme ile birlikte değerlendirmektir.

Bizim yaklaşımımız şudur: PSA sonucu tek başına korku üretmek için değil, doğru soruyu sormak için kullanılmalıdır.

Ankara’da PSA yüksekliği, prostat değerlendirmesi, prostat MR’ı ve biyopsi gerekliliğinin belirlenmesi Prof. Dr. Yüksel Cem Aygün tarafından yapılmaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

PSA yüksekliği her zaman prostat kanseri demek midir?

Hayır. İyi huylu prostat büyümesi, prostat iltihabı ve yaşa bağlı değişiklikler de PSA’yı yükseltebilir.

PSA 4’ün üzerindeyse mutlaka biyopsi gerekir mi?

Hayır. Önce tekrar PSA, muayene ve gerekirse MR gibi ek değerlendirmeler yapılabilir.

PSA yüksekliği geçici olabilir mi?

Evet. Bazı erkeklerde ilk yüksek PSA değeri sonraki ölçümde daha düşük çıkabilir.

PSA düşükse kanser kesin dışlanır mı?

Hayır. Düşük PSA riski azaltır ama tamamen sıfırlamaz.

PSA yüksek çıktıysa ne zaman ürolojiye gidilmeli?

Sonuç görüldüğünde geciktirmeden değerlendirme planlamak gerekir. Özellikle aile öyküsü ya da ek şikâyet varsa beklemek doğru olmaz.

İletişim

Prof. Dr. Yüksel Cem Aygün
Kızılırmak Mah. 1450. Sk. No:1/43 Ankara Ticaret Merkezi B Blok Çankaya/Ankara
0312 285 80 32
info@yukselcemaygun.com

Benzer içerikler: