Yenidoğan sünneti, bebeğin yaşamının ilk 28 günü içerisinde yapılan sünnet olarak tanımlanabilir. İlk bir aylık dönemden sonra yapılan sünnetler ise artık yenidoğan döneminden çıkmış olur ve uygulama, anestezi seçimi ve bakım açısından farklı şekilde değerlendirilebilir.
Sünnet için tek bir “en doğru yaş” bulunduğunu söylemek doğru değildir. Ailenin tercihi, bebeğin genel sağlık durumu, penis yapısı ve sünnet için tıbbi bir engel bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirilmelidir. Bununla birlikte sünnet kararı zaten verilmişse, uygun bebeklerde yenidoğan döneminin bazı pratik avantajları vardır.
İşlemin lokal anestezi altında yapılabilmesi, bebeğin emme refleksinden rahatlatıcı bir yöntem olarak yararlanılabilmesi, bazı tekniklerde dikiş gerekmemesi ve iyileşme sürecinin çoğunlukla hızlı ilerlemesi bunların başında gelir.
Yenidoğan sünneti ne zaman yapılır?
Tıbbi olarak yenidoğan dönemi doğumdan sonraki ilk 28 günü kapsar. Bu nedenle ilk bir ay içerisinde gerçekleştirilen sünneti yenidoğan sünneti olarak adlandırıyoruz.
Bir veya birkaç aylık bebeğe yapılan sünnet de elbette erken yaşta yapılan bir sünnettir. Ancak yenidoğan sünnetiyle tamamen aynı kategoride değerlendirilmemelidir.
Bebeğin yaşı büyüdükçe hareketleri, çevreye verdiği tepkiler ve işlem sırasında sakin tutulma ihtiyacı değişebilir. Bu nedenle sünnetin nasıl yapılacağı yalnızca “bebek küçük” bilgisine göre değil, bebeğin yaşı ve genel durumuna göre planlanır.
Yenidoğan sünnetinde genel anestezi gerekir mi?
Sağlıklı ve uygun yenidoğanlarda sünnet çoğunlukla lokal anesteziyle yapılabilir. Penis çevresindeki sinirlerin uygun lokal anestezi yöntemiyle uyuşturulması, işlem sırasındaki ağrının kontrol edilmesini sağlar.
Burada önemli bir noktayı özellikle ayırmak gerekir: Yenidoğan bebeklerin ağrıyı daha az hissettiği düşüncesi doğru değildir. Yenidoğanlar ağrılı uyarana hem fizyolojik hem davranışsal yanıt verir. Bu nedenle sünnetin anestezisiz yapılması doğru değildir.
Lokal anestezinin dozu da bebeğin kilosuna ve kullanılan ilaca göre hesaplanmalıdır. Her bebeğe aynı miktarda lokal anestezik uygulanması söz konusu değildir.
Uygun ağrı kontrolü sağlandığında ise yenidoğan sünneti çoğu bebekte sakin ve kontrollü biçimde gerçekleştirilebilir.
Emme refleksi neden avantaj sağlar?
Yenidoğan döneminde emme refleksi oldukça güçlüdür. Bu özellik işlem sırasında bebeğin rahatlatılmasına yardımcı olabilir.
Anne sütü, biberon veya emzik gibi yöntemler bebeğin dikkatini başka bir noktaya yönlendirebilir ve sakinleşmesini kolaylaştırabilir. Özellikle işlem öncesinde ve sırasında emme davranışı bebeğin stres yanıtını azaltmaya yardımcı olabilir.
Ancak bunu anestezinin alternatifi gibi düşünmemek gerekir.
Anne sütü, mama, emzik veya tatlı solüsyonlarla rahatlatma destekleyici yöntemlerdir. Sünnet ağrısının kontrolü için uygun lokal anestezi yine gereklidir.
Yani iki yöntemi birlikte düşünmek daha doğrudur: lokal anestezi ağrıyı kontrol eder, emme ve sakinleştirme yöntemleri ise bebeğin işlem sırasındaki konforunu artırabilir.
Yenidoğan sünneti dikişsiz yapılabilir mi?
Seçilmiş yenidoğanlarda kullanılan sünnet yöntemine göre dikiş kullanılmadan işlem tamamlanabilir.
Yenidoğan sünneti için geliştirilmiş farklı cerrahi ve cihaz temelli teknikler bulunmaktadır. Hangi yöntemin kullanılacağı bebeğin penis yapısına, sünnet derisinin özelliklerine ve hekimin tercih ettiği tekniğe göre değişir.
Dikişsiz yapılabilmesi aileler açısından pratik bir avantaj olabilir. Dikiş takibi gerekmez ve yara bakımı daha kolay olabilir.
Ancak “dikişsiz yöntem her bebeğe uygundur” şeklinde bir genelleme yapmak doğru değildir. Öncelikle bebeğin muayene edilmesi gerekir.
Yara iyileşmesi daha hızlı olabilir mi?
Yenidoğan döneminin avantajlarından biri de yara iyileşmesinin genellikle hızlı olmasıdır.
Bebeklerde dokuların iyileşme kapasitesi yüksektir ve sünnet yarası çoğu durumda kısa süre içerisinde toparlanmaya başlar. İlk günlerde hafif kızarıklık, şişlik ve hassasiyet görülebilir. Zaman içerisinde yara yüzeyi kapanır ve görünüm giderek normale yaklaşır.
Daha büyük çocuklarla karşılaştırıldığında yenidoğanın aktivitesi de farklıdır. Koşma, bisiklete binme, oyun sırasında genital bölgeyi çarpma veya yara hattını zorlayan fiziksel aktiviteler söz konusu değildir.
Bu durum bakım sürecini aile açısından da kolaylaştırabilir.
Bebek sünnet sonrası yarayı daha az mı zorlar?
Evet, yenidoğan sünnetinin pratik avantajlarından biri budur.
Daha büyük bir çocuk sünnet sonrasında yara bölgesine dokunabilir, koşmak isteyebilir, kıyafet sürtünmesinden rahatsız olabilir veya yaşadığı korku nedeniyle idrarını tutabilir.
Yenidoğanda bu davranışsal sorunların büyük bölümü görülmez.
Bebeğin günlük yaşamı temel olarak beslenme, uyku ve bez değişiminden oluştuğu için sünnet sonrası bakım da bu düzenin içerisinde sürdürülebilir.
Bu, yenidoğan sünnetinin her zaman sorunsuz olacağı anlamına gelmez. Kanama, enfeksiyon veya idrar yapamama gibi komplikasyonlar her yaşta değerlendirilmelidir.
Sünnet sonrası idrar yapma korkusu daha az görülür
Daha büyük çocuklarda sünnet sonrasında sık karşılaştığımız durumlardan biri idrar yapma korkusudur.
Çocuk “idrarım yaraya değerse yanacak” düşüncesiyle idrarını tutabilir. Bazen saatlerce tuvalete gitmek istemez. Bu durum hem çocuk hem aile açısından stresli olabilir.
Yenidoğanda bilinçli bir idrar tutma davranışı yoktur. Bebek mesanesi dolduğunda bezine idrarını yapmaya devam eder.
Bu nedenle sünnet sonrası idrar yapmayla ilişkili davranışsal korkular yenidoğan döneminde yaşanmaz.
Yine de sünnet sonrasında bebeğin bezinin ıslanıp ıslanmadığı mutlaka takip edilmelidir. Uzun süre idrar çıkışı olmaması değerlendirme gerektirir.
Psikolojik açıdan bir avantajı var mıdır?
Yenidoğan döneminde yapılan sünnetin çocuk açısından bilinçli bir cerrahi deneyim olarak hatırlanması söz konusu değildir.
Daha büyük çocuklarda ise sünnetin nasıl anlatıldığı, ameliyathane deneyimi, çevrede yapılan konuşmalar ve işlem öncesindeki korku psikolojik süreci etkileyebilir.
Bu nedenle özellikle okul öncesi ve okul çağındaki çocuklarda sünnete hazırlık yapılırken yaşına uygun iletişim önemlidir.
Yenidoğan sünnetinde böyle bir hazırlık sürecine ihtiyaç duyulmaması aile açısından pratik bir avantaj olabilir.
Ancak bu durum yenidoğanın ağrı hissetmediği anlamına gelmez. Ağrı kontrolü her yaşta olduğu gibi yenidoğanda da gereklidir.
İdrar yolu enfeksiyonu açısından avantaj sağlar mı?
Sünnetin özellikle yaşamın ilk yılında erkek bebeklerde idrar yolu enfeksiyonu riskini azalttığını gösteren çalışmalar bulunmaktadır.
Bu avantaj her sağlıklı bebeğin mutlaka sünnet olması gerektiği anlamına gelmez. Ancak bazı çocuklarda daha önemli hale gelebilir.
Örneğin vezikoüreteral reflü veya posterior üretral valv gibi idrar yolu enfeksiyonu riskini artıran doğumsal hastalıkları bulunan erkek bebeklerde sünnet, enfeksiyon riskini azaltmaya yönelik planın bir parçası olarak değerlendirilebilir.
Bu karar çocuğun ürolojik hastalığına göre çocuk ürolojisi tarafından verilmelidir.
Yenidoğan sünneti her bebeğe yapılabilir mi?
Hayır.
Bebeğin genel sağlık durumunun sünnet için uygun olması gerekir. Prematüre, tıbbi açıdan stabil olmayan veya başka bir sağlık problemi nedeniyle takip edilen bebeklerde sünnet ertelenebilir.
Bunun yanında penis yapısı mutlaka sünnet öncesinde değerlendirilmelidir.
Hipospadias, gömük penis, belirgin penis eğriliği, epispadias ve bazı diğer doğumsal penis anomalilerinde rutin sünnet yapılmamalıdır.
Özellikle hipospadiasta sünnet derisi ileride yapılacak onarım ameliyatında kullanılabilir. Bu nedenle “nasıl olsa yenidoğan, hemen sünnet edelim” yaklaşımı bazı çocuklarda ileride yapılacak cerrahiyi zorlaştırabilir.
Sünnet öncesi muayenenin en önemli nedenlerinden biri budur.
Sarılık sünnete engel midir?
Yenidoğanlarda sarılık sık görülür. Hafif fizyolojik sarılığı bulunan her bebekte sünnetin kesinlikle yapılamayacağını söylemek doğru değildir.
Ancak belirgin sarılık, genel durum bozukluğu veya araştırılması gereken başka bir sağlık problemi varsa önce bebeğin tıbbi durumu değerlendirilmelidir.
Elektif sünnet sağlıklı ve stabil bebekte yapılmalıdır.
Bu nedenle bebeğin doğum öyküsü, beslenmesi, kilo durumu ve varsa devam eden tıbbi takipleri sünnet öncesinde aile tarafından hekime bildirilmelidir.
Kanama riski açısından nelere dikkat edilir?
Sünnet cerrahi bir işlemdir ve kanama olasılığı vardır.
Bu nedenle ailede ciddi kanama bozukluğu öyküsü bulunup bulunmadığı sorgulanmalıdır. Bebeğin doğumdan sonra yapılan rutin uygulamaları ve genel sağlık durumu da değerlendirilir.
Sünnet sırasında kanama kontrolünün doğru yapılması önemlidir. İşlem sonrasında da bez içerisinde aktif kanama olup olmadığı takip edilmelidir.
Bir iki küçük kan lekesi ile bezin kanla belirgin şekilde dolması aynı şey değildir. Aktif veya durmayan kanama tıbbi değerlendirme gerektirir.
Yenidoğan sünneti hastanede mi yapılmalı?
Sünnet küçük bir işlem gibi görülse de cerrahi bir girişimdir.
Steril koşulların sağlandığı, uygun lokal anestezinin uygulanabildiği ve olası kanamaya müdahale edilebilecek tıbbi ortamda yapılmalıdır. İşlemi gerçekleştiren kişinin çocuk ve yenidoğan anatomisi konusunda deneyimli olması önemlidir.
İşlemin kısa sürmesi güvenlik standartlarını azaltmaz.
Yenidoğan sünnetinde iyi sonuç; doğru hasta seçimi, doğru yöntem, uygun ağrı kontrolü ve doğru yara bakımının birlikte sağlanmasıyla elde edilir.
Yenidoğan sünneti mi, daha ileri yaşta sünnet mi?
Her aile için aynı cevap yoktur.
Sünnet kararı zaten verilmiş ve bebeğin tıbbi olarak uygun olduğu belirlenmişse yenidoğan dönemi oldukça pratik bir dönem olabilir. Lokal anesteziyle uygulanabilmesi, emme refleksinden sakinleştirici destek olarak yararlanılması, bazı yöntemlerde dikiş gerekmemesi ve bakımın daha kolay yönetilebilmesi önemli avantajlardır.
Buna karşılık yenidoğan dönemi kaçırıldı diye acele etmek gerekmez. Daha ileri yaşlarda da uygun şartlar ve uygun anestezi yöntemiyle güvenli şekilde sünnet yapılabilir.
Buradaki temel yaklaşım “ne kadar erken, o kadar iyi” şeklinde otomatik bir kural olmamalıdır.
Doğru soru şudur: Bu bebek sünnet için uygun mu ve işlem hangi yöntemle en güvenli biçimde yapılabilir?
Ankara’da yenidoğan sünneti, bebek sünneti, sünnet öncesi penis muayenesi ve çocuk ürolojisi değerlendirmesi Prof. Dr. Yüksel Cem Aygün tarafından yapılmaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
Yenidoğan sünneti kaç günlükken yapılır?
Yenidoğan dönemi doğumdan sonraki ilk 28 gündür. Sünnetin tam zamanı bebeğin genel sağlık durumu ve muayene bulgularına göre belirlenir.
Yenidoğan sünnetinde bebek ağrı hisseder mi?
Evet. Yenidoğanlar ağrıyı hisseder. Bu nedenle uygun lokal anestezi uygulanmalı; emme, anne sütü veya diğer sakinleştirme yöntemleri yalnızca destekleyici olarak kullanılmalıdır.
Yenidoğan sünnetinde dikiş kullanılır mı?
Kullanılan sünnet yöntemine göre değişir. Uygun yenidoğanlarda bazı tekniklerle dikiş kullanılmadan sünnet yapılabilir.
Yenidoğan sünneti daha hızlı iyileşir mi?
Yenidoğanlarda yara iyileşmesi çoğunlukla hızlı ilerler. Ayrıca bebeğin koşma, yara bölgesine dokunma veya fiziksel aktiviteyle kesi hattını zorlama gibi davranışları olmadığı için bakım daha kolay olabilir.
Hangi bebeklerde yenidoğan sünneti yapılmamalıdır?
Tıbbi olarak stabil olmayan bebeklerde ve hipospadias, gömük penis, belirgin doğumsal penis eğriliği gibi anatomik farklılıklar bulunan çocuklarda rutin sünnet yapılmamalı; önce çocuk ürolojisi değerlendirmesi yapılmalıdır.
İletişim
Prof. Dr. Yüksel Cem Aygün
Kızılırmak Mah. 1450. Sk. No:1/43 Ankara Ticaret Merkezi B Blok Çankaya/Ankara
0312 285 80 32
info@yukselcemaygun.com